Müzeler Haftası

By

Müzeler Haftası

muzeler-haftasi-1
Müzeler Haftası
Müzeciliğin bilinmesi ve geniş kitlelere tanıtılması amacıyla UNESCO tarafından belirlenen 18 Mayıs günü baz alınarak 18 ile 24 Mayıs tarihinde çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.

Müzeler bir coğrafyanın, tarihini, gelmiş geçmiş milletlerin yaşamlarından kesitleri, tarih kitaplarında bile bulunamayacak küçük ama özel ayrıntıları ziyaretçilerine sunarlar.

Müzeler haftası eşsiz hazineler değerindeki tarihi kalıntıların sergilendiği müzeler ve müzecilik hakkında bilgiler veren etkinlikler ve insanlara müzeleri dolaşmak için indirimlerin olduğu haftadır.

Etkinliklerin başlıca hedef kitlesi öğrencilerdi. Müzeler haftasında müze gezileri yapılır, ödevler verilir, şiirler hazırlanır.

Eski yaşayışa ait belge ve eşyaların bulunduğu ortamlar özellikle çocuklar ve ilköğretim öğrencileri için çarpıcıdır. Kitaplarda okuduğu bilgileri gördüğü kanıtlarla destekleyince hafızalarında daha özel pencereler açılır, etkili öğrenme sağlanır.

Avlanmada kullanılan bir mızrak, eski insanları kullandığı toprak su kapları, eskiden uğruna kan dökülen madeni sikkeler insanları hayal alemine götürür. Tarihi kanıtların bir camekan kadar uzağınızda olması hiç şüphesiz ki etkileyicidir. Hatta bazı eşyalara dokunabilme fırsatı yaşamak oldukça heyecan vericidir.

Eski eserleri görünce bu zamana nasıl kaldıkları, zamanın yıpratıcı etkisinden korumak ve en iyi şekilde ziyaretçilere sergilenebildiklerini öğrenmek istersiniz. Müzeler haftası size bu imkanı sunar. Tarihin kanıtlarının bozulmadan, güzelliğini kaybetmeden nasıl restore edildikleri, nasıl korundukları ve nasıl saklandıklarını öğrenebilirsiniz.

Eski çağın teknolojik aletlerini veya zaruri ihtiyaçları karşılamada kullanılan gündelik ev araçlarını gördüğünüzde kendinizi farklı hisseder, hayalen o yıllara yolculuk yaparsınız. Bazı eşyaların bilek gücüyle nasıl yapıldığı, kadın eli değen eşyalarda görülen sanat figürlerinin estetik görünümleri, o devirlerde yaşayan insanların teknolojik olarak geri de olsa düşünce yeteneği bakımından oldukça üstün oldukları ve sanattan ödün vermediklerini gözlemleyebilirsiniz.

Müzelerde sergilenen heykeller, özellikle de Yunan ve Roma esintileri taşıyanlar oldukça etkileyicidir. Sanki birebir sahibine benzeyen bu heykellerde kumaşların dalgalanmasından , bakışlardaki ifadelerin duygusal yoğunluğuna kadar gerçekçiliğin hakim olması siz de hayranlık oluşturacaktır.

Günümüze ulaşan çoğu kalıntı o dönemlerin hükümdarları ve önemli kişileriyle ilintilidir. Gücünü kendi çağındakilere ve gelecek nesil insanlara göstermeye çalışan hükümdarların güçlerini pekiştiren muhteşem eserleri, sarayları ve mezarları gözlerinizi kamaştıracaktır.

Müzeleri gezerken ister istemez verilen emeğe saygı duyarsınız. Karşınızda gördüğünüz kalıntıları toprak atından bulmak, çıkarmak, parçaları birleştirmek, tarihi bilgilerle birleştirmek, onları koruyup en iyi şekilde ziyaretçilere sergilemek şüphesiz ki büyük emek ister.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında müzelerin halka açık olmadığını, yalnızca gerekli hallerde devlet görevlilerinin kullanımına sunulduğunu hatırlatmak gerekir. İmpartorluğun son yüzyılında önce Ahmet Fethi Paşa, daha sonra da Osman Hamdi Bey müzeciliğin günümüzdekine benzer şekilde yapılmasına ön ayak olmuşlardır.

Cumhuriyetin ilk yıllarında müzecilik hızla gelişmeye başlamış, birbiri arkasında 1924 yılında Topkapı Müzesi, 1928 yılında da Etnoğrafya Müzesi hizmete açılmıştır. Şimdilerde müzeler kültür ve eğitime katkılarının yanı sıra turizme de katkı yapmaktadırlar.

Leave a Comment

Your email address will not be published.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

You may also like

Güncel Şiirler